Sevgili okurlar, Geçtiğimiz hafta Çatalca Belediye Meclisi’nde yeniden gündeme gelen içkili yer ruhsatı talebi, ilçemizde öyle bir tartışma yarattı ki, mesele artık ruhsattan çıktı; dönüp dolaşıp “Kim ne dedi, kim neyi kime kaç defa devretti?” sorusuna geldi.
Önce denildi ki: “Bu yer tarla.”
Sonra denildi ki: “Hayır efendim, tarla değil arsa.”
Derken öğrendik ki, söz konusu yer belediyenin Ruhsat ve Denetim Müdürü’nün değil, oğlunun üzerine kayıtlıymış.
“E bina kaçakmış” dendi.
“Yok efendim, imar affından yararlanılmış, yapı kayıt belgesi var” dendi.
“Parseldeki diğer yapı kaçakmış.”
“Satıldı”
“Sonra geri alındı”
Derken ortalık tam anlamıyla arap saçına döndü.
Bu ruhsat talebi aslında yedi ay önce de meclise gelmişti.
O zaman AK Parti Grubu ‘evet’, CHP Grubu ‘hayır’ demişti.
Geçtiğimiz hafta meclise tekrar geldiğinde ise iki taraf da ‘hayır’ dedi.
AK Parti kanadı, ilk oylamada “alkollü mekân karşıtı algısı oluşmasın diye evet dedik” açıklamasını yaptı.
Yani denmek isteniyor ki:
“Ne olduğunu pek bilmiyorduk ama yanlış anlaşılmayalım diye onayladık.”
Bu cümle çok şey anlatıyor.
Bizim meclis, anlaşılan, bazı kararları okumadan, araştırmadan, içeriğini tam bilmeden alıyormuş.
Bunu da böylece öğrenmiş olduk.
Ama benim derdim siyaset polemiği değil.
Benim derdim gayet basit bir soru:
Eğer bu yer içkili yer ruhsatı şartlarına uygunsa, neden meclisten geçmedi?
Uygun değilse, hangi maddeden dolayı uygun değil?
Bu sorunun cevabı hâlâ ortada yok.
Ve bu sessizlik, meseleyi daha da büyütüyor.
Bu dosyanın bir de hassas yanı var.
Ruhsat ve Denetim Müdürü’nün oğlunun burada işletmeci olarak geçmesi.
Kamu görevlisi konum gereği bir adım daha şeffaf ve özenli olmak zorundadır.
Kendisiyle konuştuğumda, tüm süreci oğlunun yürüttüğünü söyledi.
Peki güzel.
Ancak parsel resmiyette konut olarak görünüyorsa, önce uygun işletme ruhsatı alınması gerekir.
Bu adımlar nasıl yürütümüş?
Kim hangi belgeyi ne zaman onaylamış?
Bunların hiçbiri kamuoyuna açık değil.
Ruhsat Müdürü’nün bir gazeteye verdiği açıklamada
“Amacımız Çatalca’ya nezih bir yer kazandırmak” demesi kulağa hoş tabii.
Ama kusura bakılmasın, nezih yer yapmak isteyen önce dosyayı nezih yapar.
Satıldı-geri alındı, kaçak-denildi-kayıtlı-denildi, tarla-arsa-konut üçgeninde dönen bir dosya “nezih” olmuyor.
Gelelim işin bam teline
Şu anki tablo şu:
Herkes konuşuyor,
Herkes kendini haklı buluyor,
Ama ortada hâlâ net bir bilgi yok.
Ve bizden beklenen ne?
“Güvenin.”
Tamam güvenelim de…
Tam olarak kime güveneceğiz?
Önce onu söyleyin.
Bu iş öyle gizemli hale geldi ki, sanki dosyanın içinde bir yerlerde “kayıp bir anahtar” var ve herkes birbirine:
“Valla bende değil, sende olması lazım”
diyor.
Benim çağrım çok net:
• Eğer bu yer şartnameye uygunsa, belgeleriyle birlikte meclise tekrar gelsin ve açık açık anlatılsın.
• Uygun değilse, hangi maddeden dolayı uygun olmadığı şeffaf biçimde açıklansın.
Çünkü şu haliyle bu dosya,
Tarladan arsaya, arsadan işletmeye, işletmeden meclise, meclisten kamuoyuna savrulmuş bir yapboz parçası gibi.
Ve biz de hâlâ kayıp parçayı arıyoruz.
Özetle
Biz burada düşmanlık aramıyoruz.
Biz sadece doğruyu bilmek istiyoruz.
Bu kadar basit.
Konu kendini anlatmaya niyetlenirse,
Biz de anlamaya hazırız.
Ama şu an olan sadece şu:
Dosya susuyor, Çatalca konuşuyor.
Henüz yorum yazılmamış. İlk görüşü siz bildirin!
Fikir Belirt